Giriş yada Kayıt Ol

Hit 200 Haber  Son 200 Haber   Ziyaretçi:17 Üye: 0 Toplam:17   Aktif Uye: 692   Son Üye  

Yazıçam Sohbet

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ? Üye Olun.
 
Tosya Hakkında
KENT REHBERİ

İLÇEMİZ HAKKINDA
 
Karşıyaka Mahallesi
KARŞIYAKA HAKKINDA
 
Site Menü
 
Kimler Bağlı
Üye Adı
Şifre

Üye Kayıt
 
Toplam Hits
Şu ana kadar
8873187
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 19/Agustos/2006
 
Yılın Haberi
TOSYA SEYAHAT A AİT OTOBÜS KAZA YAPTI

Tüm Haberler
 
VİDEO
Son Eklenen
Rahmetli Hac? Ömer Karaçam
Ankarali Ayse Dinçer
Dogum Günü
Yoluna Yoldas Olam
Yikilasin Dünya
Popüler
Ibrahim Tatlises Neden
Yoluna Yoldas Olam
Müzik
Ali Usta
Ben Hep Seni Düsünürüm
Videolar
You Tube Video Ekle
 
Puanlar
kadir
Forum
Mesaj: 176

GURBETCI
Forum
Mesaj: 57

BURAK
Forum
Mesaj: 51

mustafa
Forum
Mesaj: 41

aliusta
Forum
Mesaj: 40

 
Languages
Site Lisanını Seçin

Turkish
 
Forums populer

 Karşıyaka mahallesi Nasıl Kalkınır
 Karşıyaka mahallesi GENÇLİĞİ DİYORKİ
 Karşıyaka mahallesi yeni muhtarini ariyor
 Karşıyaka mahallesinin Büyük Sorunu Yol Asvaltı
 TANIŞALIM KAYNAŞALIM
 Karşıyaka mahallesi Muhtarlıgı
 sizce Karşıyaka mahallesi nasıl

Forum Sayfası
 

Tosya - El Sanatları
Tosya - El Sanatları



Tosya - El Sanatları


Ilçemizde çesitli el sanat­larinin fevkalade bir sekilde ya­pildigini biliriz. Sofçuluk, ke­se kusak imalâti, telâcilik, mutaflik, saraçlik, çarikçilik, daha sonralari kunduracilik, semer­cilik, nalbantlik, tabaklik, bi­çaklik...vb. pek çok sanat gelis­mis bir durumdadir. Bunda Tos­ya'nin yerlesim yerinin önemi büyüktür. Yalniz incelemelerim esnasinda dikkati çeken bir husustur; bütün bu sanat dallarin­da kullanilan hammaddelerin civar kazalardan ve köylerden temin edilmesidir. Bu durum bize gösteriyor ki ilçemiz iyi bir pazar yeridir. Ümit edilir ki bu canliligini her zaman korur ekonomik canliligini devam et­tirir.

 

ÇARIKÇILIK : Çarik mismil havyan deri­sinden yapilan ilkel bir ayakka­bidir, ilçemizde ilk defa bu meslegi kimin baslattigi bilinmiyor. Bu sanat varligini 1946 yilina kadar devam ettirmistir. Çok kiymetli bir meslek oldu­gu, mevcut çarikçilarin halkin ihtiyacini karsilamakta zorluk çektikleri söyleniyor. Herkesin çariga sahip olamadiklari, aile fertleri tarafindan birkaç çari­gin müsterek olarak kullanildi­gi belirtiliyor. Çarik sahibi olanlar ise bu giyecegi zevkli bir sekilde giydikleri, üzerini dolak adini verdikleri bir sargi ile sardiklari ve o sekilde giyil­digi söylenir.

 

Bu meslegin en önemli problemi deri bulmakta güçlük çekilmesidir. Hatta derisinin hatirina pek çok hayvanin satin alindigi bilinir. 

 

Deri önce gerdirilir. Içerisi te­mizlenir. Tuzlanir ve saplanir. Bir iki hafta bu sekilde bekletil­dikten sonra havanin müsait oldugu bir zamanda yere çivi­lerle gergin bir vaziyette çaki­lir. Bir müddet bekledikten sonra degisik ölçülerde kesile­rek satisa sunulur.

 

Halk dikimini kendisi ya­par. Herkes çarik dikimini bilir. Hatta motiflerle süsleyerek sa­natlarinin incelikliklerini gösterirler.

 

Bir hayvan derisinden tah­mini iyi yerinden 20 çift, ince taraflarindan da 3-4 çift çarik çikmaktadir.

 

Halkin % 95'inin çarik giy­digi, ancak % 5'inin ayakkabi sahibi olabildigi düsünülürse kisa bir zamanda nereden nereye gelindigi anlasilmis olur.


TABAKLIK  : Domuz hariç diger hayvan­larin derilerinin mamul madde haline getirilmesi sanatidir. Ahi Evren'den günümüze kadar uzanmaktadir. Meslegin asil anlami " DEBAG" dir. Sonradan halk arasinda Tabakliga dönüs­müstür.

 

Ilçemizde ilk tabakhane pi­rinç pazarinin oldugu yerde kurulmustur. Yukari pinarla birlikte yapilmis, pinarin suyunun bir kismi tabakhaneye tah­sis edilmistir. Pirinç pazari ya­pildiktan sonra simdiki yerine tasinmistir.

 

Hammaddesi olan deri ilçe­den ve civar ilçelerin halkindan temin edilir. Mamul maddeler ise semerciler ve saraçlar tara­findan tüketilir. Yan maddeler olarak kireç, zirnik, mese pala­mudu, oropon, kezzap... vb. kullanilir.

 

Ham deri çürümeyi önle­mek için önce tuzlanir. Bir ara­ya toplanarak parti haline geti­rilir, içleri açilarak havuzda islanir. Havuzda iki gün bekleti­lir. Sudan çikarilip içinde kalan parça etler temizlenir. Tekrar suya atilir. Yumusayan deri asilir.

 

Kuruduktan sonra derinin iç kismi kireç-zirnik karisimi ile ilaçlanir. 6 saat bekletildikten sonra yüzündeki killar yolu­nur. Deriler kireçli havuzlara tekrar atilir. 15-20 gün bekleti­lir. Mevsim kis ise bekleme bir ayi bulur. Deri havuzdan çika­rilir. Kalan ince tüyler tekrar te­mizlenir. Taze sulu kirece basi­lir. 8-10 gün bekletildikten son­ra tekrar durulama havuzuna atilir. 12 saat sonra sudan çika­rilan derinin iç etleri tekrar te­mizlenir.Kireci çikarilmak için tekrar suya atilir. Demirle derinin her iki tarafi da kazinir. Temizle­nen deri kirecinden tamamen arinmasi için " oropon "a verilir. (Ilik su ile karisimdan olusur.) Tekneden çikan deri tekrar yü­zünden demirlenir. Sonra sala­murasi yapilmak üzere dinlenmeye birakilir. Salamura olarak tekne içerisinde tuzlu suya batirilir. Asit ilave edilir. Asit tu­zu arindirir, derinin özünü ka­bartir. Bir gece dinlenir.Derinin pismesi için un ha­linde palamut tozu suda kay­natilip ilave edilir, iki gün ka­ristirilir. Oldugu halde dinlenmeye birakilir. Deri tekneden çikarilarak suyu süzdürülür. Tekrar iç etleri temizlenir. Tek­neye yatirilip palamut suyu ile terbiye edilir. Birkaç gün sonra tekneden (sile) çikarilarak durulanir. Katlanir. Bir gün sonra boyanir. Boyasi yikanir. Bir ge­ce bekletildikten sonra yüzü balik yagi ile yaglanir. Kurut­mak üzere sergiye asilir. Per­dahlanir. Artik derimiz mamul hale gelmistir.Bütün bunlardan anlasiliyor ki tabaklik zor bir meslektir. Bir parti malin tabaklanabilmesi için epey bir zamana ve emege ihtiyaç vardir. Bu yüzden bu meslek cazibesini kaybederek pek bir gelisme gösterememis­tir.  

SARAÇLIK  : Hammaddesi mamul de­riye dayanan bir sanattir. Ilçede bu meslegi kimin baslat­tigi pek bilinmiyor. Cüzdan, biçki kilifi, silah kilifi, hayvanla­rin kosum takimlari saraçlar tara­findan yapilmaktadir.

 

Bu meslek günümüzde pek ra­gbet görmemektedir. Hayvan kosum takimlari Iskilip ilçesinden temin edilmektedir. Mevcut saraçla­rimiz tamir isleriyle ugrasirlar. Kul­landiklari araçlar: Sivri bizler, çengel tig, tilbitir (Delik açma aleti), Teber (kesme aleti), makas, çekiç, kerpeten, musta, zimba... vb. Ilçemizde saraçlik meslegini yapanlar: Niyazi’nin Osman Usta, Kurdoglu Nuri'nin oglu Abdu (Eyer yapar) Hucunun Hasan Usta, Saraç Ali Usta, Saraç Ali'nin Mehmet Usta, Cingözün Deli Ahmet, Ibrahim Sayik...

 

SEMERCILIK : Insanlarin binek hayvanlari­ni kullanmaya basladiklari andan itibaren ortaya çikmis bir meslektir. Ilçemizde ne zaman ve nasil basladigi bilinmiyor. Ham­maddesi kamis, sahtiyen, kas, yan tahtalar, demir göcek, titiz, keçe... Kullanilan aletler: Çuval­diz, hasa (Bir ucu topuzlu diger ucu çatal demir).

 

Önceleri ilçemizde ve Iskilip ilçesinde döseme keçe yapilmak­ta idi. Simdi yapilmiyor. Balike­sir'den satin aliniyor. Kas ve yan tahtalar Kastamonu'nun Kemer­ler köyünde yapilmaktadir.

 

Iki çesit semer yapilir. Birin­cisi yük tasimak için yapilan disi tahtali semer. Ikincisi " palan " adi verilen boyu digerine nazaran kisa olan, tahta kisimlarin üzeri hali parçasi ile kapatilmis, binek amaçli yapilmis semerlerdir.

Ilçemizde yetismis semerci ustalarini tanitmaya çalisalim:

Ahmado topal Zalih ve oglu Halil, Semerci Mahmut, Bayramoglu Hüseyin Tingiroglu Sa­dik, Sari Hüseyin (Ese), Ahmet Soysal, Ahmet Yanik, Sarsuk Hasan Çavus, Arif Hoca, Kara Mehmet, Bayramoglu Ahmet Usta, Hakki Özgeçen, Cemal Ayranci, Recep Tümer, AJi Palabiyik, Ali Birtlak, Ah­met Natur...

 

Ilçemizde semercilik canli bir sekilde yapilmasina ragmen, tüketimi civar ilçeler ve köyler tarafindan yapilir. Ihtiyaci olan hayvan sahipleri ilçeye gelerek satin alirlar.

 

NALBANTLIK  : Binek hayvanlarina bagli olarak ortaya çikmis bir sanattir. Demircilikle birlikte ge­listigi, Orta Asya'dan beri bilin­digi tahmin ediliyor. Kullanilan malzemeler: Nal, mih, çekiç, kerpeten, satraç (tirnak   kesme   aleti) dörpü, egri, (kirilan mihi çikarmaya yarar), nal makasi, zimba, yavasi (Hisan) hay­vanlarin burnunu sikan alet).

 

Mih Kastamonu'da iki köy tara­findan imal edilir. Mihin özelligi dövme olmasidir. Çam kabugu ile isitilan demir çubuk özel örs üze­rinde mevcut olan kalip içerisinde dövülerek imal edilir. Bu köylerimiz mih yapimini adeta bir sir gibi saklarlar. Baska hiçbir yerde mih yapilmaz. Söylendigine göre bu köylerde sirrimiz disari çikmasin diye disariya kiz bile vermezlermis!

 

Nalbantlarimiz kapama nal tabir edilen bütün nal kullanirlar. Nallari demir plakalardan kendileri keserek etrafini dövüp, mih deliklerini ken­dileri ellerinde açarlar. Nalça nal pek kullanilmaz.

 

Veterinerlik hizmetleri ilçe­mizde gelmeden önce hayvan sa­gligi konusu ile de nalbantlar ilgilenmekte idi. Binek hayvanlarin­da görülen artik dis kirilir, üst damakta dis arkasinda kan toplanan hayvanin kani disari atilir, atin perçeminin üstünde toplanan halk ara­sinda " çon " diye bilinen iltihabi cerrahi bir sekilde disari çikararak yerine tuz basmak ve tirnak çibani gibi hastaliklarin tedavisini yapabi­lirlerdi.

 

Ilçemizin nalbant ustalari:

Ali Efe (Karagülle), Nalbantoglunun babasi Çataloglu Hasan Ça­vus, Urgancioglu, Hucunun Nuri Çavus, Çakir Ismail, Hasan-Hilmi Ayik (Ekizler)

 

BIÇAKÇILIK : Biçakçilik sanatinin ilçeye nere­den geldigi ve nasil basladigi biline­miyor. Yalniz çok eskilerden beri bu sanatin icra edildigi, biçakçilikla ilgilenen esnafin ekmek biçagi, kinli biçak, makas ve özellikle biçki adi verilen bag biçagi yaptiklari bilinir. Özellikle biçkinin Tosya’miz açisin­dan önemi büyüktür. Genellikle bag, bahçe isleriyle ilgilenen halkimizin en önemli el aleti biçkidir. Biçki ile bilek kalinligindaki bir dali kesmek mümkündür. Budama islerinde en çok biçki kullanilir.

 

Geriye dönüp baktigimizda biçakçiligi etkin hale getiren kisiler olarak Fettah ve Abdulkadir Aliskan'in babalari olan tüfekçi yüzbasisi olarak bilinen Seh Saban oglu Mehmet Necip Efendi, Vidinli Ibrahim Usta ve Ali Bayraktir.

 

Vidinli Ibrahim Us­ta önce Tasköprü’ye göç etmis, Tosya'da biçak­çiligin etkin oldugunu ögrenerek Tüfekçi Yüzbasisi Mehmet Efendi ile irtibata geç­mis ve onun daveti üze­rine Tosya’ya gelerek yerlesti. Fevkalade sa­natkar oldugu söylenir. Biçki yapimina estetigi o getirmistir. Biçkiya estetik gelmesiyle ta­rim araci olarak bilinen bu araç, artik yanda kin içerisinde tasinmaya baslanmistir. Vidinli’nin çok ehl-i kabir ol­dugu söylenir. Bir biçki yaptigi, onu sattiktan sonra parasi bitinceye kadar bir ikincisini yap­madigi söylenir. Bekar oldugu, üze­rinde hiç sorumluluk tasimadigi bilinir.

 

Tosya'da biçakçiligi simge haline getiren Ali Bayraktir. Ali Bayragin çok sanatkar oldugu, süslemeli çaki­lar ve biçkilar yaptigi, bölgede büyük bir ün yaptigi bilinir. Haliha­zirda biçakçilik yapan esnafin usta­sidir. Kemik islemede üstüne usta bulunmadigi söylenir. Hatta halk arasinda çok siritkan olan kisilere " Çok siritma... Ali Bayrak  görmesin dislerini biçak sapi yapar..." seklinde söylendigi düsünülürse Ali Bayrak'in bu meslekteki etkinligi anlasilmis olur.

 

BIÇKININ YAPILISI : Sap kismi manda boynuzudur. Isitilip düzlendikten sonra keserle yontulur. Bileyi tasinda keser izleri kaybedilir. Eyelenir. Bilezik yeri testere ile kesilir ve eye ile düzelti­lerek açilir. Paslanmaz çelikten ya­pilan bilezik düzenli bir sekilde yerlestirilir. Ortalanarak delinir. Tasta bilezigin ve kemigin üst kis­minin fazlaliklari alinir ve eye ile düzeltilir.


Biçki ve çaki yüzlerinin yatagi testere ile elde açilir. Paslanmaz çelikten biçki ve çaki yüzleri kesilir. (Dövme çelik de olabilir.) Yüzler örste dövülür. Tasta sapa göre düzel­tilir. Yani çalimi yapilir. Yüz kisminin delikleri delinir ve ayarlanir. Yüzlerin çekiç izleri tasa tutularak kaybedilir. Her usta yüzlerin üstüne tirnak ve kendi amblemini vurur. Yüzler ocakta isitilarak yaga atilir. (Suyu verilir.) Egrileri düzeltilir. Yüzler tasa, keçeye, yagli keçeye ve firçaya tutularak parlatilir. Saplarina pimle sabitlenir. Saplarin kalin ve ince eyesi çalinir. Kazo denilen keskin bir aletle sap kazinir. Sifir numara zimpara ile zimparalanir. Saplarin islemesi yapilarak firçada parlatilir. Son olarak yüzler tekrar tastan ve keçeden geçirildikten sonra disleri açilir, bileyi tasinda kila­vuzlari alinarak kullanmaya hazir hale getirilir. 2 cm den  20 cm ye kadar büyüklükte biçki yapilabilir.

 

KESECILIK : Hamamlarda vücudun kiri­ni çikarmak için cilde sü­rülerek kullanilan, yünün sertlestirilmesiyle yada kildan ya­pilmis torbaciklarin adidir ke­se. Tosya kesesinin ünü yurdu­muzun her yanina yayilmistir.

 

Tarihi :Osmanlilar döne­minde Tosya zaman, zaman önem kazandi. Yavuz’un tahta çikisinda büyük rol oynadi. Sehzade Korkut'un öl­dürülmesiyle II. Beyazit'in yeri­ne hükümdar olmak isteyen sehzadelerin kavgasi bitmis de­gildi. Yavuz'un agabeylerinden Sehzade Ahmet, her sinif halk­tan çok taraftari bulunan bir kimse idi. Çünkü babasi II. Be­yazit'in bile tahta lâyik gördü­gü bu sehzadeye taraftarlarin­dan birçok mektuplarda Vezir-i Azam Mustafa Pasa'nin öldü­rülmesi tenkit edildikten baska, savas olursa askerlerin Ya­vuz'dan sogudugu, dolayisiyla kendi tarafina geçecegi söyleni­yordu. Sehzade Ahmet'in bu mektuplara cevabinda ise ulu­felerin artirilacagindan, terfilere kadar sayisiz vaadler yer ali­yordu. Durumunun saglamlastigini zanneden Sehzade Ah­met, oglu Osman'i Amasya'da vekil birakarak 29 Ocak 1512’de Yavuz'la savasmak üzere yola çikti. Önce Karaman'a yü­rüyecegi duyuldu ise de sonra­dan, Tosya'da bulunan Biyikli Mehmet Aga'ya karsi yenildigi haberi geldi. Yaninda 1500 kisi­lik bir kuvvet vardi, bu kuvvet­le Biyikli Mehmet Aga'nin Ah­met Çavus idaresindeki kuv­vetlerini Hüseyinabad'da yene­rek Osmancik'a gelmis, fakat kaleyi alamamis, Tosya'ya yü­rümüstür. Ancak yaninda yeteri kadar kuvvet olmadigi düsü­nerek Ankara'ya dogru çekilen Biyikli Mehmet aga, Padisahtan yardim istedi. Sehzade Ahmet, hizla Ankara'yi ele geçirdi. Seyitgazi-Eskisehir hattindan Inönü’ne geldi. Yavuz'da Biyikli Mehmet Aga ile Anadolu Bey­lerbeyi Mustafa Pasa'yi Sehza­de Ahmet üzerine gönderdi. Oglu. Süleyman'i Istanbul’da bekletmesi için haber yolladi. Sonunda Sehzade Ahmet sava­si kaybetti. Amasya'da bulunan oglu Osman, Iskilip çeribasisi Mehmet Aga tarafindan öldü­rüldü. Yavuz'da Bursa'dan Edirne'ye gitti. Tosya'da Yavuz'un dogu seferine giderken buradan geçtigi hakkindaki söylentinin kaynagi budur.

 

Yavuz'un kumandanini Tos­yali’lar coskuyla karsilamis sofçu esnafi, Harsat Mahallesinden Tosya merkeze kadar olan yolu sof kumaslariyla dösemislerdir. Esnafin bu karsilayisin­dan memnun olan Yavuz Selim Han, bir ferman ile sofçu esnafi­nin kasabaya nakledilmesine izin vermis ve bazi haklar tani­mistir. " Sizin sanatiniz kiyame­te kadar bakidir. Okkayla alip, taneyle satin" gibi. Halen de­vam eden kusakçilik ve kesecilik sanatiyla ugrasan esnaf Tosya'da pazarin kuruldugu pa­zartesi günü ögle namazindan sonra dernege gidip dua eder­ler, alis veris bu duadan sonra baslar. Bu tarihi açiklamalar­dan anlasilacagi üzere kesecilik Tosya'da 1500’lü yillardan ön­cede devam eden bir sanattir. Kesin tarihi belli degildir, ima­linden beri Türk hamamlarinda kullanilmaktadir.

Bulunusu :" Sof dokuyan ustalardan biri, bir parça sofla terini sil­mek isteyince kir çikardigini görmüs. Bunun temizlik için kullanimi nasil olur diye aras­tirmislar. Ardindan boyali olu­sunun mahzurlarini düsün­müsler. Düz tiftikten dokumak­la bu engeli asmislar. Fikrini di­ger ustalar açinca onlarda yeni bir tezgah icat etmisler, tiftik­ten kese dokumuslar, içine elin girecegi küçük torbalar halinde kesmisler. Kese böylece meyda­na çikmis."

 

Tosya'da 100 yil önce 400-500 civarinda olan tezgah adedi bugün 25 adettir. Bu iste ünlü ustalardan bazilari sunlardir: Maçalioglu Ali Usta, Kürt Mus­tafa Usta, Bazlamatçioglu Hasim Usta, Tütüncüoglu Mustafa Usta.

 

Kesenin Yapilisi : Çankiri'nin Dereli Köyü'nden okka ile çile­ler halinde tiftik alinir. Kiloya çevrilir. Alinan ip kelebege ge­çirilerek 2 kat olarak sarilir, iki­ser çile halinde çöme yapilir ve kazanda iki saat pisirilir. Do­kunduktan sonra kullanim es­nasinda burusmamasi için geri­li iplere asilarak kurutulur. Çi­leler, hazirlanan bulamacin içi­ne batirilir. Çikrikla masuraya sarilir. Sonra dönme dolapta çözülerek tekere sarilarak tez­gaha takilir ve dokumaya baslanir. Tekere sarilan 360 tel ip­lik üst mamerden alt mamere, agizlik mamerine sonra iki tel halinde küçüye geçirilir. Dör­der telden taraga geçirilir. Alttan geçen iplikler, ayakçiga üst­ten geçen ipliklerle baglanir. Bu sekilde dokumaga mekikle ge­çilir. Dörder telden taraga geçi­lir. Alttan geçen iplikler, ayak­çiga üstten geçen ipliklerle bag­lanir. Bu sekilde dokumaga mekikle geçilir. Dokunan kese selmine sarilir. Selminden çika­rilan keseler, kese eninde bir mamere sarilarak kazanda 30 dakika kaynatilir. Soguyuncaya kadar kazanda bekletilir. Ma­merden tekrar çikartilarak sön­müs kireç içerisine konup 3 gün bekletilir. Bu ameliye sert­lesmesini saglar. Kireçten çikar­tildiktan sonra taslarin üzerin­de tokmakla dogülerek temiz­leninceye kadar yikanir. Dik­dörtgen seklinde tahtaya sarila­rak, tahta çivilerle gerdirilir ve kuruyuncaya kadar beklenir. Kuruyan kese arsinlanarak ke­silir. Bir arsindan iki kese çikar.









Copyright © Tosya l KARSIYAKA Mahallesi MUHARLIGI l Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2010-11-27 (789 okuma)

[ Geri Dön ]

www.firmarehberi-tr.com   www.yazarweb.com    www.mutfaktarifim.com