Giriş | Kayıt

  Ziyaretçi:12 Üye: 0 Toplam:12    Aktif Uye: 693     Son Üye  Hggf

 


Yazıçam Sohbet

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ? Üye Olun.

Tosya Hakkında
KENT REHBERİ

İLÇEMİZ HAKKINDA

Karşıyaka Mahallesi
KARŞIYAKA HAKKINDA

Kimler Bağlı
Üye Adı
Şifre

Üye Kayıt

Son Eklenen Videolar

TOSYA Karşıyaka Mahallesi tanıtım


RAHMETLİ HACI OSMAN ÖZİPEK


RAHMETLİ BABAM ÖMER KARAÇAM ANISINA



google Ads
Yılın Haberi
TOSYA SEYAHAT A AİT OTOBÜS KAZA YAPTI

Tüm Haberler

Forums populer

 Karşıyaka mahallesi Nasıl Kalkınır
 Karşıyaka mahallesi yeni muhtarini ariyor
 Tosya'da eğitim
 40 HADİS
 Kıssa
 Çanakkale Geçilmez!!!
 Karşıyaka mahallesi GENÇLİĞİ DİYORKİ

Forum Sayfası

Tosya l KARSIYAKA Mahallesi MUHARLIGI l: Forums

Yazicam.com :: Başlık Görüntüleniyor - Yüzünü Gece İle Kapattım vlink=""
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Yüzünü Gece İle Kapattım

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Yazicam.com Forum Ana Sayfası -> EDEBİYAT
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
kadir
Site Admin
Site Admin


Kayıt: Sep 20, 2006
Mesajlar: 176
Nerden: KASTANONU TOSYA

MesajTarih: 2007-03-21, 22:58:34    Mesaj konusu: Yüzünü Gece İle Kapattım Alıntıyla Cevap Ver

Yüzünü gece ile kapattım
Seni kimse görmesin diye
Bizim oraların karanlık geceleri ile.
Sakın korkma!
O kadar da insafsız değilim be güzelim
Başını kaldır da şöyle bir bak
Etrafını onca yıldızla donattım.

Sen!
Çorak tarlalarımın,
Susuz yazlarımın tatlı belası,
Dayanılmaz hasretisin.
Sen!
Kurumuş, çatlamış toprağımda
Yeşeren tek filizsin.

Gizli gizli diktim gönül bahçeme seni
Çatlamış dudaklarımla verdim suyunu,
Boy atıyorsun her geçen saniye
Selvi boylu selviler misali.

Ama kızma ne olur
Yüzünü gece ile kapattım diye!
Çünkü çok sevdim,
Başkası görsün istemedim seni.
Sen değiştirdin gönlümün
Köyümle özdeş kaderini.

Nasırlı ellerim, çatlamış dudaklarımla
Ölesiye sevdim seni.

Ekin tarlalarında orak biçerken,
Harman yerlerinde tozla toprakla,
Ay ışığında, sabah ezanında
Acı ile inleyen kağnı sesleriyle sevdim seni.

Sen hiç kimseye benzemezsin
Ne Ayşe' ye, ne Emine' ye, ne de Kezban' a.
Bir başka öter senin bahçende tarla kuşları
Acı bir köpek uluması sanki yalnızlığın
Korku verir, kötü bir haber duyacakmışım gibi
Gecelerde üstüme çöken kabus misali.

Nasırlı ellerim, çatlamış dudaklarımla seni!
Seni niye bu kadar çok sevmişim?

Bir başkadır bizim oralarda gece,
Yıldızları seyre dalarsın saatlerce.
Şehrin gürültüsünden,
Kokuşmuşluğundan uzak
Mutsuz insanların mutsuzluğunu
Görmeden, duymadan
Kare kare, hece hece.

Başını kaldır da şöyle bir bak!
Ay ne kadar parlak
Sanki seni kıskanır gibi.
Ya şu Çoban Yıldızı?
Gözlerinden bir ışıltı geceleri.
İşte bak!
Yavaş yavaş başladı
Saçlarında poyraz esintisi.
Hepsi bu kadar değil be güzelim
Dinle, dinle bak!
Bunlar da baykuş ve böcek sesleri.

İşte bunlar alıp götürürler
Sana hasretliğimi,
Ekmeğimi taştan çıkarırken döktüğüm
Ecel terlerimi.

Elektrik yoktur bizim oralarda,
Bu yüzden Ay ışığında aydınlanırız
Sokaklarda, tarlalarda, harman yerlerinde
Geceleri.
Şimdilerde sen varsın
Gönlüme öylesine doğdun ki
Tepeden tırnağa aydınlandı
Her yer senin sevginle.
Artık kötü hiçbir şey görmüyor
Ve duymuyorum inanki.
Çünkü sen benimlesin bundan böyle
Hem gündüz, hem de geceleri.

Nasırlı ellerim, çatlamış dudaklarımla seni!
Seni niye bu kadar çok sevmişim?
_________________
KADİR
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-posta'yı gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
GURBETCI
Site Sakini
Site Sakini


Kayıt: Mar 02, 2007
Mesajlar: 57

MesajTarih: 2007-03-25, 14:04:54    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Üsteğmen Zahid'in Vasiyeti



�Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz.Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasip etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur.Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu.Ancak , sana bir vasiyetim var :

Birincisi benim için kat�iyyen ağlama...

İkincisi, eşyamın listesi ilişikte.Bunları sat , ele geçecek paradan �mihr-i muaccel � ve �mihr-i müeccel � ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut.Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma...�

Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar.Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.

İşte o zaman herkes Zahid�in evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir.Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır.Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.

Zahid , 9 Ocak 1916�da şehit olur.

Gümüşhane�nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi�nin kızı , eşi Hanife Hanım�a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :

�Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.�
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
GURBETCI
Site Sakini
Site Sakini


Kayıt: Mar 02, 2007
Mesajlar: 57

MesajTarih: 2007-03-25, 14:19:59    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YOLUMUZDAKİ ENGELLER

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.

Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.

Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti.

Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı .. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde .."Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

"Her engel, yaşam koşullarınızı daha
iyileştirecek bir fırsattır .."
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
GURBETCI
Site Sakini
Site Sakini


Kayıt: Mar 02, 2007
Mesajlar: 57

MesajTarih: 2007-04-18, 21:01:07    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Oğuz beyleri toplanmış yiyip içip eğleniyorlardı. Aralarında bir tek Bay Büre Bey üzgündü. Sebebini soranlara ‘benim de bir oğlum olsa böyle otursak ne güzel olurdu’ dedi. Beyler de dua ettiler, o zamanda onların duası dua bedduası da beddua olurdu. Bay Bican Bey’de kendisine bir kızı olması için dua etmelerini istedi. Onlar da dua ettiler ve Bican Bey’de dedi ki ‘şahitsiniz Allah bana biz kız , Büre Bey’e de oğlan verirse onlar beşik kertmesi olacak’. O oğul büyüdü, Büre Bey oğluna hediyeler alınmasını istedi. Bir kervan gönderdi hediye alsınlar diye. Ama kervanı yolda kafirler durdurdu. Kafirler tam malları yağmalarken bir yiğit yetişti ve kafileyi kurtardı. Kafiledekiler de ne istersen al buradan dediler. Yiğit kılıçları ve aygırı almak istedi. Bunun üzerine bozuldular. Sebebini sorunca Büre Bey’in oğluna aldık dediler. Yiğit de düşündü: ‘Bunları burada almaktansa babamın hediyesi olarak evde alırım’ dedi ve ayrıldı. Eve gitti. Kervan varınca bu yiğidi gördüler ve tanıdılar. Onun kervanı kurtaran kişi olduğunu söylediler. Bunun üzerine Bay Büre Bey çok sevindi. Dede Korkut’u çağırdılar, oğlana Bamsı Beyrek adını verdi.Gel zaman git zaman Bamsı Beyrek ile Bay Bican’ın kızı Banuçiçek karşılaştı. Birbirlerinin beşik kertmesi olduklarını babalarından duymuşlardı ve şimdi de tanışmış oldular. Oğlan kızı tanıyınca üç öptü bir dişledi ve ayrıldılar. Oğlan eve gelip kızı istediğini söyledi. Ancak kızın kardeşi Deli Karçar’dı ve kızı isteyenleri öldürüyordu. Kızı istemeye Dede Korkut’u gönderdiler. Dede Korkut zorlukla da olsa kızı istedi. Düğünden önce bir gün Bamsı Beyrek uyuyordu.Casuslar bunu kafirlere söyledi ve kafirler gelip onu esir aldı. Yalancı oğlu Yalancuk’un da zaten Banuçiçek’te gözü vardı. Beyrek öldü deyip kanlı bir gömlek gösterdi ve herkes Beyrek öldü zannetti. Bamsı Beyrek bir yolunu bulup esir alındığı kaleden kaçtı. Yolda ozan kılığına girdi ve herkesle irtibat kurdu – gerçek kimliğini belli etmeden - .Daha sonra da kim olduğunu gösterdi ve Yalancuk’la evlenmek üzere olan Banuçiçek’i de tekrar alıp nişanladı. Dedem Korkut geldi, dualar etti.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Yazicam.com Forum Ana Sayfası -> EDEBİYAT Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

google Ads



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Anasayfa | Videolar | Forums | Resimler | Firma Rehberi | Özel Mesaj | Profiliniz | |

Türkiye Kastamonu Tosya Karşıyaka Mahallesinden. Son dakika  Haberleri  Forum Sohbet Firma Rehberi Karşıyaka mahallesi Resimleri Üye Resimleri video üye videoları Haberler  Özel Album  
TOSYA Karşıyaka Mahallesinin Dünyaya acılan Penceresi 
 
Soru Ve Site İle İlgili sorunlarınız için/ [email protected] Bize Yazın 

KADİR  KARAÇAM TELEFON:0 532 558 74 81


Abone olun Karşıyaka mahallesinden haberdar olun





Tema © Mavimsn